Gözlerinizi bir anlığına kapatıp omuzlarınızdaki o görünmez yükü hayal edin; hani sanki bir evin tavanı yavaşça alçalmış da sizi zemine mühürlemiş gibi. Duvarlarını binbir hayalle boyadığınız, köşesine en rahat koltuğunuzu yerleştirdiğiniz o kale; artık sığamadığınız, pencereleri nefes aldırmayan bir kutuya dönüşmüş olabilir. İnsan bazen en huzurlu sandığı limanda fırtınaya tutulur; işte o an, demir almanın…
Boşanma Sürecinde Ebeveynlik Planı bir hukuk metni kadar soğuk, bir aile fotoğrafı kadar sıcak; iki ayrı dünyanın arasında kurulmuş ince ama sağlam bir köprü gibi durur. Boşanma, çoğu zaman fırtınalı bir denizse, ebeveynlik planı pusuladır: yön gösterir, savurur ama rotayı kaybettirmez. İnsan bu süreçte bazen kısa nefesler alır, bazen uzun uzun düşünür; tıpkı dalgaların kıyıya…
Bazen bir evlilik, sessizce kapanan bir kapı gibi sona erer; bazen de yüksek sesli tartışmaların, kırılmış güvenin ve içe gömülen hayal kırıklıklarının ardından mahkeme salonlarında yankılanır. İşte tam bu noktada “Boşanma Davalarında Delil Sunma” konusu sahneye çıkar ve hukuki sürecin ağırlığını sırtlanır. Çünkü boşanma dosyası yalnızca geçmişin hikâyesi olmanın ötesinde, aynı zamanda kusur, velayet, nafaka…
Bazen bir evlilik, dışarıdan bakıldığında sessiz bir göl gibi görünür; oysa suyun altında fırtınalar kopuyordur. İşte aile içi şiddet, çoğu zaman bu sessiz gölün dibinde saklanan karanlık bir akıntıdır. Türk Medeni Kanunu’na göre (TMK m. 162 – hayata kast, pek kötü muamele, onur kırıcı davranış) eşlerden birinin diğerine şiddet uygulaması boşanma sebebi olarak kabul edilir….
Bir davanın kaderi, bazen mahkeme salonundaki görkemli savunmalarla değil; dilekçedeki küçük bir imla hatasıyla, yanlış bir kelime seçimiyle, ya da eksik bir belgeyle çizilebilir. Hukuk, ince dokulu bir kumaş gibidir bir yerinden çekerseniz tüm yapı çözülür. İstatistiklere göre, Türkiye’de açılan hukuk davalarının yaklaşık %17’si (2023 Yargıtay İstatistikleri) usul hataları nedeniyle reddedilmekte ya da sürüncemede kalmaktadır….
Aynı hayalleri paylaşarak yola çıkan iki insanın, bir gün yollarını ayırmaya karar vermesi kolay bir işlem değildir. Duygular karmaşık, meseleler çok yönlüdür. Tam bu noktada, devreye giren bir yöntem var; boşanmada arabuluculuk. Boşanmada arabuluculuk, tarafların bir masa etrafında, bağımsız bir uzlaştırıcı eşliğinde çözüm aradığı, mahkemeye gitmeden anlaşmayı mümkün kılan bir süreçtir. (Arabulucu: Mahkeme görevlisi değil;…
Bir toplumun en kırılgan aynası, aile yapısıdır. Ve her çatırdayan evlilik, o aynada bir çizik daha bırakır; belki görünmez, ama hissedilir. Türkiye’de boşanma oranlarına baktığımızda son on yılda, evlilik kurumunun buharlaşan sabrını, TÜİK verilerinde soğuk bir netlikle görebiliyoruz. Rakamlar susar, ama aynı anda çok şey anlatır. Düşünün 2013 yılında 125.305 olan boşanma sayısı, 2022 itibariyle…
Boşanma… Bir ömür süreceği niyetiyle kurulan birliğin, zamanla “kırılgan bir cam fanus” gibi çatlaması, bazen de aniden, sarsıcı bir çatırtıyla paramparça olmasıdır. Her ne kadar evlilik, toplumun çekirdeği olarak görülse de ki bu, Anayasa’nın 41. maddesinde “ailenin korunması” yükümlülüğüyle açıkça güvence altına alınmıştır boşanma da hayatın reddedilemez gerçeklerinden biridir. Bazen bir sessizlik, bazen tek bir…
Bir evliliğin sona erişi, aslında hayat kitabınızda yeni ve çoğu zaman zorlu bir sayfanın açılmasıdır. Birlikte örülen hayallerin sökülüp ayrı yollara dağılması kolay olmadığı gibi, bu ayrılık sürecinin hukuki boyutları da çoğu insanın sırtında taşıdığı görünmez, ağır bir yük gibidir. Boşanma, bazen iki kalemin ortak hikâyeyi bitirip kendi serüvenlerini yazmaya karar vermesi kadar doğal, bazen…
Boşanma, bireyler için olduğu kadar toplum için de bir kırılma noktasıdır. Sevgiyle atılmış bir imzanın ardından gelen yıllar boyunca hayatlar birleşir, sonra bir gün, o birlikteliği sona erdirme kararı alınır. Bu kararın ardında elbette sayısız neden vardır, lakin o an geldiğinde, iki taraf da yalnızca birbirlerinden değil, hukuki bir evreden de geçerler. İşte bu noktada,…